tarihte bugün türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarihte bugün türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2014 Salı

23 Eylül Tarihte Bugün

Tomris Özden, 23 Eylül 1995'de CHP Parti meclisi üyeliğinden istifaya zorlanarak, görevi bırakması sağlandı. Bugün bir çoğumuzun adı bile hatırlamadığı Tomris Özden'i ve istifasının perde arkasını sizin için tarihte bugün sayfalarına taşıyorum.

Tomris Özden'i önemli kılan kendi siyasi tercihinin yanı sıra Eşi Albay Rıdvan Özden ve onun faili meçhul bir cinayete kurban gitmesidir. Albay Rıdvan Özden, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in ekip arkadaşı ve sırdaşlarından biriydi, tıpkı Bahtiyar Aydın gibi. Önce 1993 Şubatında Eşref Bitlis'i taşıyan uçak düştü, aynı yıl sadece sekiz ay sonra Bahtiyar Aydın Lice Bölük Komutanlığı önünde vuruldu, 95 de ise Albay Rıdvan Özden cinayeti geldi. Bu üç vatan evladını hayattan koparan gerçek sebepler neydi.

ridvan özden mezari


Jandarma Genel Komutanı rahmetli Eşref Bitlis'in ekibinde yer alan bir çok isim gibi, ülkemizin terörle mücadelesinde yasa dışı faaliyetlere karşı çıkması, devlet tarafından O dönem de asla kabul edilmeyen JİTEM'i fark etmesi, üstelik el altından Jitem'e katılması yönünde gelen teklifleri geri çevirmesi de Albay Rıdvan Özden'in şehit edilmesinde önemli etkenlerden biri idi. Sanılanın aksine Şehit Albay Rıdvan Özden PKK tarafından değil, tıpkı silah arkadaşları Eşref Bitlis ve Bahtiyar Aydın gibi Türkiye Cumhuriyeti derin devleti tarafından infaz edilmiştir. Bedeni üzerinde otopsi yapılmamış olması ve ilk doktor raporundaki çelişkiler üzerine, Eşi Tomris Özden çatışmada öldürülen PKK lı bir teröristin kız kardeşi ile el ele yürüyüş düzenlemiş ve eşinin katilinin PKK olmadığını, Devlet ve PKK arasındaki yapılanmadan bahsetmişti. İşte bu açıklamaların arından tarihte bugün 1995 de Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğinden, gelen baskılar üzerine istifa etmiştir.

Türk halkı aradan geçen uzun yıllar sonunda önce Jitem in varlığıyla tanıştı. Sonra kirli ilişkileri ile. Tomris Özden'in iddia olarak ortaya attıkları ise zaman içinde birbir ortaya çıktı...

21 Eylül 2014 Pazar

21 Eylül Tarihte Bugün

Merhaba değerli tarihte bugün okuyucuları. Tarihte bugün ne oldu? Tarihte bugün Türkiye'de, tarihinden ders alamayan milletlerin başına gelen, daha doğrusu getirilen, belaların en haysiyetsiz, en aşağılığı olan darbenin ve buna zemin hazırlamanın bir saç ayağı olarak karşımıza çıkan, milli paranın devalüasyon yoluyla erimesini ayrıca arasındaki ilişkiyi gözler önüne sereceğim.

Tarihte bugün Türkiye'de 1977 senesi yaşanırken sadece 1 yıl içinde Türk Lirası 3.kez devalüasyona maruz kaldı. Hükumetleri, Başbakanları,  Cumhur-başkanlarını isim isim vermeden yazacağım. Olayı siyasetin penceresinden alıp, evrensel boyutta aktaracağım. Keza sağdan, soldan, ortadan tüm siyasi iktidarlar bu oyuna getirilmiştir.

Bir ülkede Darbe olabilmesi için 3 saç ayağının yerli yerine oturtulması gerekir. Bunlardan birincisi ve en önemlisi halkın gelir seviyesinin düşürülmesi ile sosyal hayatın çökertilmesi, 2.si toplumun kutuplaşması ve son olarak da siyasetin yıpratılması. Bunlardan sadece birinin eksik olması ülkeyi sarsar ama asla darbe yapmaya yetmez. 21 Eylül 1977 de yapılan devalüasyonda sosyal hayatın çökertilmesi amacı güdülmüştür. İşte devalüasyon, darbe ve dış müdahale arasındaki kirli ilişki.


  1. Türkiye ilk defa devalüasyon ile 1946 yılında tanışmıştır. Bunun sonucunda 1947 yılında IMF ye üye olduk.
  2. İkinci devalüasyon ise 1958 yılında yaşandı. Sonuç 27 Mayıs 1960 darbesi.
  3. Üçüncü devalüasyon; 10 Ağustos 1970 de yapıldı, bilin bakalım bu sefer ne oldu. 1971 in 12 Martında Hükumete muhtıra verildi.
  4. Tarih 1 Mart 1978, tahinden koparılan millet ve onun temsilcileri aynı oyuna yine gelir. Darbe için yeterince yoksulaşmış olmamalıyız ki, kimsenin sesi soluğu çıkmaz.
  5. Bir buçuk yıl sonra yine aynı hükumet tarafından paramız değer kaybına uğratılır. Hemen ardından 1980 meşhur 12 Eylül darbesi gelir. 
  6. 5 Nisan 1994 de açıklanan paketle Türkiye bir kez daha aynı oyunun kurbanı olur. 28 Şubat 1997 de Mili Güvenlik Kurulu karaları sonrası Hükumet istifa eder.

Altı büyük devalüasyon ve altı farklı darbe. Önce halk yoksullaştırılıyor. Sonra kutuplaşma ve itibarsızlaştırma. Yazımın başında da dediğim gibi hangi partinin, hangi hükumetin yada hangi başbakanın iktidarda olup olmadığı önemli değildir. Önemli olan Siyasi iktidarlarının önüne bir seçim olarak sunulan paranın değer kaybı yani devalü edilmesidir. Son olarak 2007 yılında tarihe e muhtıra olarak geçen hadise. Muhtıra verilmiştir. Fakat siyasi istikrar bozulmamıştır. İşte 2007 muhtırası ile siyasi istikrarın bozulmamasının tek sebebi yine bu ilişkidir. Halkın refah seviyesini bozmadan gerçekleştirilmiştir. Çünkü dış odakların ekonomiyi bozacak unsurlardan ümitleri kesilmiştir. Sonuçta devalüasyonsuz bir muhtıra, amacına ulaşamamıştır.

Dış odakların darbenin içinde yer alma sebebini sona sakladım. İlk devalüasyondan sonra IMF ye üye olunur. Ve her darbe sonrasında IMF den kredi alınarak, ekonomiyi düzeltme düzlüğe çıkartma adı altında vatandaşa palavralar sıkılır. İşin özü uluslar arası para babalarının, paralarını yüksek faizden yatırabilecekleri ülkeleri yaratmaktır.


Yeni bir tarihte bugün de yaşanan ve hayatımızı etkileyen yazımızda görüşmek dileğiyle, keyifli pazarlar.


19 Eylül 2014 Cuma

19 Eylül Tarihte Bugün

Dile kolay tam 95 yıl kapalı kaldıktan sonra 19 Eylül 2010 da yeniden ibadete açıldı. Van gölünün en büyük adası olan ve adını bu adadan alan Akdamar Kilise'si. Tarihte bugün Akdamar Kilisesinin yeniden ibadete açılması ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeri aldı. Peki Akdamar Kilisesi neden bu kadar önemli ve neden kapatılmıştı? İşte bu yazımda sizi Osmanlı'nın yıkılışı ile sonuçlanacak olayların bir halkası olan o tarihe kısa bir yolculuğa çıkaracağım.

Tarihte bugün

Sene 1828/1829 Osmanlı Rus savaşı neticesinde Ermenilerin en yoğun olduğu bölgeler Ruslara bırakılır. Ruslar önce kendilerine bırakılan yerlerdeki Ortodoksların daha sonra Osmanlı topraklarında yaşayan tüm Ortodoksların hamili olarak olarak tek söz söyleyici devletin kendisi olduğunu öne sürer. İşte kızılca kıyamet bu dakikadan sonra kopar. Anadolu toprakların da yaşayan Ermeniler Rusya'nın etkisi ile kışkırtılır. Memlekette Ermenilerin olduğu her yerde irili ufaklı isyanlar çıkar. Dönem itibarı ile Osmanlı hala Anadolu'da hakimdir. Fakat 1. Dünya savaşının başlamasıyla, bunu fırsat bilen Ermeniler, Rusların 1915 de VAN ve çevresini işgal etmesine yardımcı olur, tarihte bugün yaşanan Akdamar Kilisesinin açılması hikayesinin başlangıcı da bu olaylara dayanır.

24 Nisan 1915 Talat Paşa tüm Yurt da Ermenilere ait ne varsa yasaklanması talimatını verir. Ve bununla da kalınmaz. Bizi içimizden vuran Ermenilerin sürgün edilmesi kararını da yine bu talimatın içine şifreli şekilde yazar. Talimatın gizli olması sebebiyle neye uğradığını şaşıran Ermeniler, Anadolu topraklarının her bir metre karesinden kovulur. Sonrasında Ermenilerin en kutsal yerlerinden biri olan Akdamar Kilisesi de kapatılır. Akadamar Kilisesinin kapatılma hikayesi budur. Peki neden bu kadar önemli.
yeni akdamar kilisesi

Tarihte bugün neden Önemli !

7. yüzyılda Hristiyanların kutsallarının başında gelen orijinal Haçın bir parçası Kudüs'ten çalınır. Haçın İran yakınlarında bulunması ile dönemin önde gelen Hristiyanları tarafından bir daha çalınmasın diye Van'ın Akdamar Adasına getirilir. İşte AKDAMAR KİLİSESİ de bu haçı korumak amacıyla yapılmıştır.
Bir bakıma Ermeniler ihanetin bedeli olarak tam 95 yıl Akdamar'da ayin yapamamışlardır.

18 Eylül 2014 Perşembe

18 Eylül Tarihte Bugün

Türk siyasi hareketinin gençlik yapılanmasına vurulan en büyük neşterler den biri olan Deniz Gezmiş'i idamı, ve Deniz Gezmiş'i idama götüren olaylar silsilesinin bir halkası olan, 18 Eylül tarihte bugün 1970 senesinde tutuklu bulunduğu ceza evinden salı verilmesidir. Deniz Gezmiş, lise yıllarda tanıştığı sol görüşle ömrünün son saniyesine kadar yaşayabilmiş ender insanlardandır. Bu düşünceye o kadar inanmıştır ki, Türkiye Cumhuriyet'i tarihinin bir daha hiçbir döneminde yapılamayacak olan ilkleri başarmıştır. Siyasi görüşünü benimseyelim yada benimsemeyelim, bu anlamda Deniz Gezmiş memleketin yetiştirdiği ender insanlardandır. Peki nedir Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bu başarısı? Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, günümüzde bu cesareti ve inandığı değerleri bu kadar samimi bir şekilde savunacak bir gençliğin yetişmemiş olması.

Tarihte bugün hapishaneden salıverilen Deniz Gezmiş, üzerinden altı ay bile geçmeden bu dik duruşunu Türkiye Hak Kurtuluşu Ordusunu adlı örgütünün kuruculuğunu yaparak göstermiştir. Amacı Emperyalist devletlere karşı Sosyalist bir iktidar yürüyüşü idi. O da siyasi görüşü ne olursa olsun tıpkı Adnan Menderes gibi Emperyalist ülkelerin oynadığı oyunların farkına varmış ve Rusya ile yakınlaşmayı düşünmüştür. Sonu da yine Adnan Menderes gibi katledilmek olmuştur. Yine kendi memleketinin mahkemeleri tarafından.

Tarihte bugünü yazarken şunu bir kez daha ve içim acıyarak fak ettim ki, hangi siyasi düşüncenin içinde olursak olalım, hali hazırdaki dünya düzenine başkaldırıyor sak, kefenimizi yanımızda taşımaya başlamışız demektir.  
Bizi Takip Edin

About Us

Advertisment

Like Us

© Tarihte Bugün All rights reserved | Theme Designed by Blogger Templates